Büyüdün, hayat kuruyorsun — ama bazı tepkilerin seni bile şaşırtıyor. Biri seni yalnız bırakınca orantısız bir korku geliyor. Birisi sesi yükselince için büzülüyor. Sevgi gelince çekiliyorsun ya da tam tersi, bırakılmamak için her şeyi yapıyorsun. Bunlar zayıflık değil; çocukluk travmasının yetişkin sinir sisteminde bıraktığı izlerdir.
Çocukluk travması yalnızca büyük olayları kapsamaz. Sürekli eleştirilmek, görmezden gelinmek, duygusal olarak erişilemeyen bir ebeveynle büyümek, evde öngörülemeyen bir atmosfer — bunların hepsi gelişmekte olan bir sinir sistemi için travmatiktir.
Çocuk beyni her an “güvenli mi, tehlikeli mi?” sorusuna cevap arar. Bu soruya verilen yanıtı şekillendiren deneyimler, ilerleyen yıllarda ilişki kurma biçiminin zeminini oluşturur.
İlk yıllarda beyin en yoğun bağlantı kurma dönemindedir. Bu dönemde yaşanan tekrarlayan örüntüler — güvende hissettiren şeyler, tehlike sinyalleri, sevginin nasıl göründüğü — adeta bir işletim sistemi gibi kodlanır.
Bu yüzden yetişkinlikte bazı tepkiler “mantıksız” gelir. Aslında çok mantıklıdır — ama o mantık otuz yıl öncesine aittir.
Çocukluk travması yetişkin ilişkilerinde farklı biçimlerde yüzeye çıkar:
Evet. Ama bunu “daha çok çabalamak” ya da “artık geçmişi düşünmeyeyim” demek sağlamaz. Sinir sisteminin güncellenmesi gerekir — ve bu bilinçaltı düzeyinde çalışmayı gerektirir.
İlk adım, bu tepkilerin nereden geldiğini görmektir. Anlamak, otomatik tepkilerin gücünü kırar. Ve bu görme anı, dönüşümün başladığı yerdir.
Çocukluk travmasının ilişkilere etkisini ve bilinçaltı örüntüleri kökeninden çalışmak istiyorsan, NLP Uygulayıcı Eğitimi‘nde bu dönüşümü birlikte yapıyoruz.
Gülhan Toktay’ın kaleminden en çok okunan yazılar.
Çok çalışır, çok verir, çok emek harcar — ama nedense…
Güçlü olmak sertlik mi demektir? Koruyan, duran, yön veren bir…
Çoğu tartışma, birinin haklı diğerinin haksız olmasından çıkmaz. Çoğu zaman…
Her gün dişini fırçalıyor, elini yıkıyorsun. Peki gün boyu biriken…