Evli birine aşık olmak çoğu zaman dışarıdan bakıldığında yalnızca bir aşk hikâyesi gibi görünür. Oysa bu durumun arkasında çoğu zaman çok daha derin duygusal dinamikler bulunur. İnsan bazen gerçekten sevdiği için değil, seçilme ihtiyacının yarattığı güçlü duygusal bağ nedeniyle böyle bir ilişkinin içinde kalabilir.
Birinin hayatında zaten bir ilişki varken onunla bağ kurmak, çoğu zaman tam bir ilişki yaşamaktan çok yarım bir alanda beklemek anlamına gelir. Çünkü bu tür ilişkilerde netlik yerine belirsizlik, güven yerine ise sürekli bir bekleyiş hissi oluşur.
Birçok insan böyle bir bağın içinde kaldığında yaşadığı duygunun aşk olduğunu düşünür. Ancak psikolojik açıdan bakıldığında durum bazen farklı olabilir. İnsanlar çoğu zaman görülme, değerli hissetme ve seçilme ihtiyacını karşılamak için güçlü bağlar kurabilir.
Eğer kişi kendini sürekli beklerken, açıklamalar ararken ya da karşı tarafın karar vermesini umut ederken buluyorsa bu durum gerçek bir ilişki deneyiminden çok duygusal bir bağımlılık döngüsüne dönüşebilir.
Yarım ilişkiler çoğu zaman belirsizlik üzerine kuruludur. Kişi sevildiğini hissetmek ister ancak aynı zamanda ilişkinin sınırlarını da tam olarak bilemez. Bu durum zamanla kişinin kendine olan güvenini zedeleyebilir.
Beklemek, umut etmek ve sürekli bir gün her şeyin değişeceğini düşünmek insanı duygusal olarak yıpratabilir. Çünkü ilişki net bir yere gitmediğinde kişi kendini değersiz veya ikinci planda hissedebilir.
Bir ilişkide en sağlıklı bağ, iki kişinin de birbirini açık ve net şekilde seçmesidir. Ancak kişi bir başkasının karar vermesini beklediğinde kendi değerini geri plana atmaya başlayabilir.
Seçilmek için beklemek, çoğu zaman kişinin kendi ihtiyaçlarını görmezden gelmesine neden olur. Oysa sağlıklı bir ilişki, iki tarafın da kendini değerli ve güvende hissettiği bir zeminde oluşur.
Yarım bir ilişki insanı tamamlamaz. Aksine, dışlanma hissini ve sürekli bekleme duygusunu derinleştirebilir.
İlişkilerde sağlıklı bağ kurabilmek için kişinin önce kendi değerini fark etmesi gerekir. İnsan kendi duygularını, sınırlarını ve ihtiyaçlarını anladığında ilişkilerde çok daha bilinçli seçimler yapabilir.
Bu noktada eril ve dişil enerji dengesi de önemli bir rol oynar. Eril enerji yön verme ve karar alma özellikleriyle ilişkilendirilirken, dişil enerji kabul etme, sezgi ve duygusal bağ kurma tarafını temsil eder.
İlişkilerde tekrar eden duygusal döngüleri anlamak ve kendi iç dengenizi keşfetmek için eril dişil denge eğitimi önemli bir farkındalık alanı sunar. Bu eğitim sayesinde kişiler hem kendi değerlerini yeniden hatırlayabilir hem de ilişkilerde daha sağlıklı sınırlar kurmayı öğrenebilir.
Gülhan Toktay’ın kaleminden en çok okunan yazılar.
Gülhan Toktay Pasif Agresif İletişim Nedir? Bir şey söylemedi ama…
Gülhan Toktay Bilinçaltı Zenginlik Kodları İki kişi aynı fırsatın önünde…
Gülhan Toktay Güvenli Bağlanma Nasıl Geliştirilir? Biri seni bırakacak diye…
Gülhan Toktay Sınır Koymak Nedir ve Neden Zordur? Sınırı biliyorsun…