Kimlerle sağlıklı ilişki kurulmaz sorusu çoğu zaman ancak ilişki yıprandıktan sonra sorulur. Oysa bazı davranışlar en baştan kendini belli eder. Sorumluluk almayan, yüzleşmekten kaçan, iletişim kurmayan ve empati geliştiremeyen biriyle kurulan bağ, zamanla tek taraflı bir yük haline gelir.
İlişki iki kişinin birlikte yürüttüğü bir süreçtir. Ancak biri sürekli kaçıyor, diğeri sürekli toparlamaya çalışıyorsa bu artık bir ilişki değil, dengesiz bir bağdır. Bu noktada kişi çoğu zaman “biraz daha sabredeyim” ya da “belki değişir” düşüncesiyle kendini ikna etmeye başlar.
Sağlıklı bir ilişki kurabilmek için yalnızca sevgi yeterli değildir. Aynı zamanda karşılıklı sorumluluk, iletişim ve duygusal olgunluk gerekir. Ancak bazı kişiler bu temel unsurları sağlayamaz.
Sorumluluk almayan biri, ilişki içinde sorun çıktığında geri çekilir. Yüzleşmeyen biri, problemleri çözmek yerine görmezden gelir. Konuşmaktan kaçan biri, iletişim yerine sessizlikle mesafe yaratır. Empati kuramayan biri ise karşı tarafın duygularını anlamakta zorlanır.
Bu özelliklerin olduğu bir ilişkide denge zamanla bozulur. Çünkü ilişkiyi tek bir kişi taşımaya başlar.
İlişkide yükün tek bir kişide olması zamanla duygusal tükenmişlik yaratır. Sürekli anlayan, sabreden ve idare eden taraf olmak kişinin kendi ihtiyaçlarını geri plana atmasına neden olur.
Bu durum kısa vadede ilişkiyi sürdürüyor gibi görünse de uzun vadede kişinin kendine olan saygısını zedeler. Çünkü sağlıklı bir bağda iki taraf da ilişkiye katkı sağlar.
Sevgi emek ister, ancak bir kişinin diğerini sürekli taşıması gereken bir yapıya dönüşmemelidir.
Birçok insan ilişki içinde sorun yaşasa bile karşı tarafın değişeceğine inanmak ister. Bu umut, kişiyi uzun süre sağlıksız bir bağın içinde tutabilir.
Ancak değişim, kişinin kendi isteğiyle ve farkındalığıyla gerçekleşir. Birini değiştirmeye çalışmak, çoğu zaman hayal kırıklığıyla sonuçlanır.
Bu noktada önemli olan, karşındaki kişiyi olduğu haliyle görebilmek ve buna göre bir karar verebilmektir.
Bir ilişkinin sağlıklı olup olmadığını anlamak için kendine birkaç basit ama güçlü soru sorabilirsin. Bu sorular, ilişkinin sana ne hissettirdiğini fark etmeni sağlar.
Kendini bu kişinin yanında rahat hissediyor musun? Yoksa sürekli kendini mi ayarlıyorsun? Duygularını ifade edebiliyor musun, yoksa yanlış anlaşılmaktan mı korkuyorsun? İlişkide kendin gibi olabiliyor musun?
Eğer bu soruların cevabı seni zorlayan bir noktaya işaret ediyorsa, bu durum ilişkide bir dengesizlik olduğunu gösterir. Çünkü sağlıklı bir ilişki insanı huzursuz değil, güvende hissettirir.
İlişkiler yalnızca davranışlarla değil, aynı zamanda enerji dengesiyle de şekillenir. Eril enerji yön verme, sorumluluk alma ve yapı kurma özellikleriyle ilişkilendirilirken; dişil enerji duygusal bağ, sezgi ve kabul etme tarafını temsil eder.
Bu iki enerji dengede olduğunda ilişkilerde doğal bir akış oluşur. Ancak bir taraf sürekli veriyor, diğer taraf geri çekiliyorsa bu denge bozulur ve ilişki sağlıksız hale gelir.
İlişkilerde neden benzer döngülere girdiğini anlamak ve daha sağlıklı bağlar kurabilmek için eril dişil denge eğitimi önemli bir farkındalık alanı sunar. Bu eğitim sayesinde kişiler hem kendi değerlerini fark eder hem de ilişkilerde daha dengeli seçimler yapabilir.
Gülhan Toktay’ın kaleminden en çok okunan yazılar.
Gülhan Toktay Yoksulluk Zihniyeti Paranın hiçbir zaman yeterli olmadığını hissediyorsun…
Gülhan Toktay Situationship İlişkiniz yok — ama her şeyiniz var.…
Gülhan Toktay Love Bombing İlk başta her şey harikaydı. Sürekli…
Gülhan Toktay Evlilikte Duygusal Soğuma Aynı evde yaşıyorsunuz, aynı yatakta…