
Aradan zaman geçti, belki yeni bir hayat bile kurdun. Ama bir şarkı, bir koku, bir tarih ve o eski isim yine içini burkuyor. Bu özlem çoğu zaman hâlâ o kişiyi sevmenle ilgili değildir. Çoğu zaman eski sevgili özlemi, bilinçaltının bırakamadığı bir tutunmadır.
Özlem mi, Yoksa Tutunma mı?
Gerçek özlem, sevginin sıcak bir hatırasıdır ve zamanla yumuşar. Tutunma ise farklıdır — huzur vermez, rahat bırakmaz, döngüsel biçimde geri gelir. Eğer bir kişiyi düşünmek seni sürekli geçmişe çekiyor ve bugününü küçültüyorsa, orada sevgiden çok çözülmemiş bir bağ vardır.
Neden Bırakamıyorsun?
Çünkü bilinçaltı, o ilişkiye bir şeyler yüklemiştir: bir aidiyet, bir tamamlanma hissi, belki bir yaranın telafisi. Kişiyi değil, aslında o kişinin sana hissettirdiği şeyi özlersin. Ve o his, içinde hâlâ karşılanmayı bekleyen bir ihtiyaca dokunur.
Bilinçaltının Tuttuğu Şey
Genellikle şunlardan biridir:
- Tamamlanmamışlık hissi — “keşke şöyle bitseydi” düşüncesi
- Değerli hissettiğin bir dönemin o kişiyle özdeşleşmesi
- Yalnız kalma korkusunun, boşluğu o anıyla doldurması
- Reddedilmeyi kabul edememenin yarattığı içsel direnç
Bu Bağı Nasıl Çözersin?
Bastırarak ya da “artık düşünmeyeceğim” diyerek değil. Önce o kişide neyi özlediğini değil, o kişiyle kendinde neyi özlediğini görmek gerekir. Özlenen çoğu zaman bir histir — ve o his, başka yollarla da yeniden kurulabilir. Bağ, kaynağı görüldüğünde gevşemeye başlar.
Bu tutunmanın kökenini bilinçaltı düzeyinde çözmek ve kendine geri dönmek istersen, Duygu Odaklı Eril-Dişil Denge Eğitimi‘nde bu süreci birlikte çalışıyoruz.