Erkeklerin affetmediği 3 davranış konusu, ilişkilerde en çok yanlış anlaşılan alanlardan biridir. Çünkü birçok kişi her şeyin zamanla düzeltilebileceğini ve her hatanın affedilebileceğini düşünür. Oysa bazı davranışlar, söylenmese bile ilişkideki bağı zayıflatır ve geri dönüşü zor bir mesafe oluşturur.
Bir erkek “affettim” diyebilir, ancak içten içe bağ kopmuşsa bu durum ilişkiye yansır. Bu yüzden ilişkilerde yalnızca sözlere değil, oluşan duygusal mesafeye de dikkat etmek gerekir.
Toplumda yaygın olan düşüncelerden biri, erkeklerin daha kolay affettiğidir. Ancak bu durum her zaman gerçeği yansıtmaz. Erkekler bazı durumları ifade etmese bile içsel olarak mesafe koyabilir.
Bu mesafe çoğu zaman ani değil, zamanla oluşur. Özellikle saygı, sınır ve denge bozulduğunda ilişki görünürde devam etse bile duygusal bağ zayıflayabilir.
Saygı, bir ilişkinin temelidir. Sürekli eleştirilmek, alay edilmek ya da başkalarının yanında küçük düşürülmek, zamanla karşı tarafta uzaklaşma hissi oluşturur.
Bu durum yalnızca anlık bir kırgınlık yaratmaz, aynı zamanda kişinin ilişkide kendini geri çekmesine neden olabilir. Çünkü saygının olmadığı bir yerde bağın güçlenmesi zorlaşır.
İlişkilerde sınırlar, iki kişinin kendini güvende hissetmesini sağlar. Ancak aşırı kontrol, baskı ve sürekli hesap sorma davranışları bu sınırları zedeler.
Birçok kişi bunu ilgi olarak yorumlasa da, aslında bu durum karşı tarafta baskı hissi oluşturabilir. Bu da zamanla erkeğin geri çekilmesine ve ilişkiden uzaklaşmasına neden olabilir.
İlişkide sürekli onay aramak, “beni sev”, “beni bırakma”, “beni seç” gibi bir noktada kalmak, kısa vadede bağ kuruyormuş gibi görünse de uzun vadede yük oluşturabilir.
Bir insanın kendi değerinden vazgeçmesi, karşı tarafın onu daha çok sevmesini sağlamaz. Aksine, bu durum ilişkideki dengeyi bozabilir.
Çekicilik çoğu zaman güçten değil, duruştan gelir. Kendine saygı duyan ve sınırlarını bilen bir duruş, ilişkilerde daha sağlıklı bir bağ oluşturur.
İlişkilerde sağlıklı bir bağ kurabilmek için yalnızca sevgi yeterli değildir. Aynı zamanda denge, saygı ve bireysel duruş gerekir. Bu unsurlar olmadığında ilişki zamanla yorucu bir hale gelebilir.
Eril enerji yön verme ve sorumluluk alma tarafını temsil ederken, dişil enerji duygusal bağ ve sezgiyi temsil eder. Bu iki enerji dengede olduğunda ilişkilerde hem güven hem de çekim oluşur.
İlişkilerde tekrar eden sorunları anlamak ve kendi duruşunu güçlendirmek için eril dişil denge eğitimi önemli bir farkındalık alanı sunar. Bu eğitim sayesinde kişiler hem kendi değerlerini korumayı hem de ilişkilerde daha dengeli bir yapı kurmayı öğrenebilir.
Gülhan Toktay’ın kaleminden en çok okunan yazılar.
Gülhan Toktay Zengin Olmak İstiyorum Birçok insan “zengin olmak istiyorum”…
Gülhan Toktay Kendimizi Tanımak İçin Sormamız Gereken Sorular Kendini…
Gülhan Toktay Şiddetli Geçimsizlik İlişkilerde şiddetli geçimsizlik sadece anlaşamamak değildir.Bu…
Gülhan Toktay İlişkilerde Kısır Döngü İlişkilerde ilişkilerde kısır döngü çoğu…