Evlilikte evlilikte anlaşmazlık çoğu zaman bir problem değil, anlaşılmayan duyguların dışa vurumudur.
Tartışmaların kendisi değil, altında yatan ihtiyaçlar ilişkiyi belirler.
Çünkü insanlar aslında haklı çıkmak için değil, görülmek ve anlaşılmak için konuşur.
Ama bu ihtiyaç ifade edilemediğinde, iletişim yerini çatışmaya bırakır.
İki farklı insanın aynı hayatı paylaşması doğal olarak farklı bakış açılarını da beraberinde getirir.
Ancak sorun farklı olmak değildir.
Sorun, bu farklılıkların nasıl yönetildiğidir.
İnsan neden anlaşmazlık yaşar?
Çünkü beklentilerini açıkça ifade etmez.
Çünkü anlaşılmadığını hisseder.
Çünkü geçmişten gelen duygular bugüne taşınır.
Ve çoğu zaman tartışılan konu yüzeydeki sebeptir, asıl mesele derindedir.
Bazı ilişkilerde tartışmalar geçici değildir, bir döngü haline gelir.
Aynı konular farklı zamanlarda tekrar tekrar gündeme gelir.
Bu noktada mesele artık konu değil, iletişim biçimidir.
İnsan neden aynı tartışmayı tekrar yaşar?
Çünkü çözüm değil, savunma vardır.
Çünkü dinlemek yerine cevap vermeye odaklanılır.
Ve her tartışma bir adım daha uzaklaşmaya neden olur.
Bir anlaşmazlığı çözmek için önce onu anlamak gerekir.
Karşındaki kişinin ne söylediğinden çok, ne hissettiğini duymak gerekir.
Çünkü gerçek iletişim kelimelerden değil, duygulardan geçer.
Çözüm, haklı çıkmakta değil; bağ kurabilmektedir.
Kendi duygunu ifade edebilmek ve karşındakini yargılamadan dinlemek, ilişkide yeni bir alan açar.
Bu alan oluştuğunda, çatışma yerini anlayışa bırakır.
Kadın ve erkek çoğu zaman aynı dili konuşmaz.
Kadın duygusunu paylaşmak isterken, erkek çözüm üretmeye odaklanır.
Bu fark anlaşılmadığında, iletişim kopukluğu oluşur.
Kadın anlaşılmak ister.
Erkek yeterli hissetmek ister.
Bu iki ihtiyaç karşılanmadığında, taraflar birbirini yanlış yorumlamaya başlar.
Ve basit bir konu bile büyük bir tartışmaya dönüşebilir.
Çözülmeyen anlaşmazlıklar zamanla sadece tartışma olarak kalmaz.
Duygusal mesafeye dönüşür.
İki kişi aynı ortamda olsa bile birbirine temas etmez hale gelir.
İnsan neden uzaklaşır?
Çünkü anlaşılmadığını hisseder.
Çünkü kendini ifade etmekten vazgeçer.
Ve zamanla susmak, konuşmaktan daha kolay hale gelir.
İlişkide denge kurmak, sadece iletişim teknikleriyle değil, içsel farkındalıkla mümkündür.
Kişi kendi duygularını tanımadığında, karşısındakini de doğru okuyamaz.
Eğer sen de ilişkinde tekrar bağ kurmak, anlaşmazlıkların altında yatan gerçek duyguları fark etmek ve daha sağlıklı bir iletişim kurmak istiyorsan,
eril dişil denge eğitimi bu süreci farklı bir perspektiften görmeni sağlayabilir.
Gülhan Toktay’ın kaleminden en çok okunan yazılar.
Gülhan Toktay Zengin Olmak İstiyorum Birçok insan “zengin olmak istiyorum”…
Gülhan Toktay Kendimizi Tanımak İçin Sormamız Gereken Sorular Kendini…
Gülhan Toktay Şiddetli Geçimsizlik İlişkilerde şiddetli geçimsizlik sadece anlaşamamak değildir.Bu…
Gülhan Toktay İlişkilerde Kısır Döngü İlişkilerde ilişkilerde kısır döngü çoğu…