Uzun ilişkiyi bitirmek için çoğu insanın aklına büyük kavgalar, sert tartışmalar veya dramatik ayrılıklar gelir. Oysa birçok ilişki gürültüyle değil, sessizlikle biter. Bazen bağırmadan, tartışmadan, hatta açıkça ayrılık konuşulmadan bile bir ilişki yavaş yavaş çözülmeye başlar.
Çünkü ilişkiler çoğu zaman tek bir olayla değil, küçük ama tekrar eden davranışlarla yıpranır. İnsan kendi sınırlarını geri çekmeye başladığında, rahatsız olduğu durumları dile getirmemeye başladığında ve zamanla kendini ikinci plana attığında ilişki içindeki denge değişir.
Bir ilişkiyi bitiren şey her zaman büyük hatalar değildir. Bazen ilişkiyi zayıflatan şey, kişinin kendi değerinden yavaş yavaş uzaklaşmasıdır.
İnsan kendini küçültmeye başladığında, sınır koymamaya alıştığında ve içinden geçenleri söylememeyi tercih ettiğinde ilişki görünürde devam ediyor gibi olabilir. Ancak içten içe saygı ve denge kaybolmaya başlar.
Bir süre sonra kişi konuşmak yerine susmayı, itiraz etmek yerine idare etmeyi seçer. Bu noktada ilişki hâlâ sürüyor gibi görünse de aslında iki kişi arasındaki bağ giderek zayıflar.
Sağlıklı bir ilişkinin temelinde karşılıklı saygı bulunur. Saygı ise çoğu zaman kişinin kendi sınırlarını koruyabilmesiyle ortaya çıkar. Bir insan kendi ihtiyaçlarını, duygularını ve rahatsız olduğu durumları ifade edebildiğinde ilişki dengede kalır.
Ancak kişi sürekli kendinden vazgeçtiğinde, karşı tarafı kaybetmemek için kendi değerini geri plana attığında ilişkideki denge bozulur. Çünkü karşılıklı saygı tek taraflı fedakârlıkla uzun süre ayakta kalamaz.
İlişkiyi bitiren şey çoğu zaman ayrılık kararı değildir. Asıl kırılma noktası, kişinin kendine olan saygısını yavaş yavaş kaybetmesidir.
Birçok insan ilişki bittiğinde “ilişkimiz kayboldu” diye düşünür. Oysa çoğu zaman kaybolan şey ilişkinin kendisi değildir. Kaybolan, kişinin ilişki içinde kendini unutmasıdır.
Kendi değerini hatırlamayan, sınırlarını koruyamayan ve iç sesini bastıran bir kişi zamanla ilişkide varlığını kaybetmeye başlar. Bu noktada ilişki devam etse bile kişinin iç dünyasında büyük bir boşluk oluşabilir.
Bu nedenle ilişkileri korumanın yolu yalnızca karşı tarafı anlamaktan değil, aynı zamanda kişinin kendi değerini ve sınırlarını hatırlamasından geçer.
İlişkilerde denge yalnızca iletişimle ilgili değildir. Aynı zamanda bireylerin enerjisel yapılarıyla da yakından bağlantılıdır. Eril enerji daha çok yön verme, karar alma ve yapı kurma özelliklerini temsil ederken; dişil enerji sezgi, duygusal bağ ve kabul etme gibi özelliklerle ilişkilidir.
Sağlıklı bir ilişkide bu iki enerji arasında doğal bir denge bulunur. Ancak kişi kendi değerini unuttuğunda ya da sürekli kendini bastırdığında bu denge de bozulabilir. Enerjiler arasındaki uyum kaybolduğunda ise ilişkilerde iletişim problemleri ve duygusal kopukluklar ortaya çıkabilir.
İlişkilerde tekrar eden sorunların arkasındaki dinamikleri daha iyi anlamak ve kendi iç dengenizi keşfetmek için eril dişil denge eğitimi güçlü bir farkındalık alanı sunar. Bu eğitim sayesinde kişiler hem kendi enerji dengelerini tanıyabilir hem de ilişkilerde daha sağlıklı iletişim kurmanın yollarını öğrenebilir.
Gülhan Toktay’ın kaleminden en çok okunan yazılar.
Gülhan Toktay Zengin Olmak İstiyorum Birçok insan “zengin olmak istiyorum”…
Gülhan Toktay Kendimizi Tanımak İçin Sormamız Gereken Sorular Kendini…
Gülhan Toktay Şiddetli Geçimsizlik İlişkilerde şiddetli geçimsizlik sadece anlaşamamak değildir.Bu…
Gülhan Toktay İlişkilerde Kısır Döngü İlişkilerde ilişkilerde kısır döngü çoğu…